Kaan Özbek

Noktalı virgül!


16 Mayıs 2017 00:01

KELİMELER, genel algının dışında zihinden süzülen değil; yürekten süzülen sözcüklerden oluşur. Bana göre zihin yazarken yalnızca elleri kontrol eder. Yürek yoksa yazdığında, birkaç anlamsız kelimenin yan yana dizilip cümle olmasından öteye geçmez yazılanlar.
Ruhsuz, anlamsız yazılar olarak kalır bir köşede.
Zira söz uçucudur ama yazı kalıcıdır.
Yürek yorulur elbet!
Yürekle birlikte kelimeler de yorgun düşebilir pekala...
Sözcükler uzaklaşır birbirinden yan yana gelmemek üzere.
Belki de bir daha asla kelime olamazlar.
Böyle anları vardır yazı insanlarının.
Yürekle yazdıkları, yüreklere dokunsun isterler.
Bazen zorlarlar, zorlarlar, zorlarlar; zorladıkça sözcüklerin uzaklığı yerini harflerin kaçışına bırakır.
Harfler kaçınca da biter yazı, geriye yalnızca noktayı vurmak kalır.
Fakat öyle kolay olmaz bu işler. Noktayı atmadan önce virgülü atar atar durur yazı insanı.
Sonra öyle bir an gelir ki; vurur noktayı.
Başa döner okur, imlasını kontrol eder, tashih var mı bakar!
Bazıları başlığı noktadan da sonra atar; misal ben başlığı atıp yazanlardanım.
Bırakırım kendimi öylece önce harflerin raksına…
Kıvrak figürler sergileyen bir oryantal gibi öyle şehvetli öyle işvelidir ki harfler!
Bazen de bir törene dönüşür bu iş bende. Mistik çağlardan kalma bir ritüeli icra eder gibi usulca basarım tuşlara.
Sonra da (.) noktayı koyarım!